engelletmek

تَدَخَّلَتِ الشُّرْطَةُ لِجَعْلِ الْمُتَظَاهِرِينَ يَمْنَعُونَ إِغْلَاقَ الطَّرِيقِ.

Polis, göstericilerin yolu kapatmasını engelletmek için müdahale etti.

تَسَبَّبَتِ الْأَحْوَالُ الْجَوِّيَّةُ السَّيِّئَةُ فِي مَنْعِ إِقْلَاعِ الطَّائِرَاتِ.

Kötü hava koşulları, uçakların kalkışını engelletti.

İlişkili Kelimeler