engellemek

تُحَاوِلُ بَعْضُ الْقُوَى السِّيَاسِيَّةِ عَرْقَلَةَ تَنْفِيذِ الْإِصْلَاحَاتِ.

Bazı siyasi güçler, reformların yapılmasını engellemeye çalışıyor.

مَنَعَتِ الشُّرْطَةُ الْمُتَظَاهِرِينَ مِنْ دُخُولِ السَّاحَةِ.

Polis, göstericilerin meydana girmesini engelledi.

يُعِيقُ تَسَاقُطُ الثُّلُوجِ الْكَثِيفُ حَرَكَةَ الْمُرُورِ وَيَجْعَلُ الْحَيَاةَ صَعْبَةً.

Yoğun kar yağışı, ulaşımı engellemekte ve hayatı zorlaştırmaktadır.

İlişkili Kelimeler