تَبْذُلُ مُنَظَّمَةُ الصِّحَّةِ الْعَالَمِيَّةُ جُهُودًا مُكَثَّفَةً لِاسْتِئْصَالِ شَلَلِ الْأَطْفَالِ، وَهَذَا مُهِمٌّ لِلْغَايَةِ.
Dünya Sağlık Örgütü, çocuk felcinin eradikasyonu için yoğun çaba sarf ediyor ve bu çok önemli.
تَبْذُلُ مُنَظَّمَةُ الصِّحَّةِ الْعَالَمِيَّةُ جُهُودًا مُكَثَّفَةً لِاسْتِئْصَالِ شَلَلِ الْأَطْفَالِ، وَهَذَا مُهِمٌّ لِلْغَايَةِ.
Dünya Sağlık Örgütü, çocuk felcinin eradikasyonu için yoğun çaba sarf ediyor ve bu çok önemli.
تَمَّ تَطْوِيرُ هَذَا الدَّوَاءِ لِإِبَادَةِ الْبَكْتِيرِيَا الضَّارَّةِ وَمَنْعِ انْتِشَارِ الْمَرَضِ.
Bu ilaç, zararlı bakterilerin eradikasyonu için geliştirildi ve hastalığın yayılmasını önlüyor.
نَفَّذَتِ الْحُكُومَةُ سِيَاسَاتٍ جَدِيدَةً لِاجْتِثَاثِ الْفَقْرِ وَهِيَ مُصَمِّمَةٌ عَلَى ذَلِكَ.
Hükümet, yoksulluğun eradikasyonu için yeni politikalar uygulamaya koydu ve bu konuda kararlı.