ermek

نَجَحْنَا أَخِيرًا فِي الْوُصُولِ إِلَى الْقَرْيَةِ بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ.

Nihayet uzun bir yolculuktan sonra köye ermeyi başardık.

عِنْدَمَا بَلَغَتْ أُخْتِي الثَّامِنَةَ عَشْرَةَ مِنْ عُمْرِهَا، ذَهَبَتْ إِلَى الْجَامِعَةِ فِي مَدِينَةٍ كَبِيرَةٍ.

Kız kardeşim on sekiz yaşına erince büyük bir şehirdeki üniversiteye gitti.

لَقَدْ نَجَحَ فِي نَيْلِ النَّجَاحِ الَّذِي أَرَادَهُ مِنْ خِلَالِ العَمَلِ الجَادِّ.

Çok çalışarak istediği başarıya ermeyi başardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler