ermiş

وَلِيّ — أَوْلِيَاء

عَاشَ كَوَلِيٍّ كَرَّسَ حَيَاتَهُ لِمُسَاعَدَةِ النَّاسِ.

O, hayatını insanlara yardım etmeye adamış bir ermiş gibi yaşadı.

زَاهِد — زُهَّاد

يَمْتَنِعُ الزُّهَّادُ عَنِ الْمُتَعِ الدُّنْيَوِيَّةِ وَيُرَكِّزُونَ عَلَى الرُّوحَانِيَّةِ.

Ermişler dünyevi zevklerden uzak durarak maneviyata odaklanırlar.