أَخَذَ أَبِي السَّيَّارَةَ إِلَى الْمِيكَانِيكِيِّ لِيَجْعَلَهُ يُصْلِحُهَا.
Babam arabayı tamir ettirmek için tamirciye götürdü.
أَخَذَ أَبِي السَّيَّارَةَ إِلَى الْمِيكَانِيكِيِّ لِيَجْعَلَهُ يُصْلِحُهَا.
Babam arabayı tamir ettirmek için tamirciye götürdü.
لَيْسَ لَدَيْكَ الْحَقُّ فِي إِجْبَارِ أَيِّ شَخْصٍ عَلَى قَبُولِ شَيْءٍ لَا يُرِيدُهُ.
Kimseye istemediği bir şeyi kabul ettirmeye hakkın yok.