فِعْل — أَفْعَال
سَأُقَيِّمُكَ بِالنَّظَرِ إِلَى أَفْعَالِكَ وَلَيْسَ أَقْوَالِكَ.
Söylediklerinize değil, eylemlerinize bakarak sizi değerlendireceğim.
سَأُقَيِّمُكَ بِالنَّظَرِ إِلَى أَفْعَالِكَ وَلَيْسَ أَقْوَالِكَ.
Söylediklerinize değil, eylemlerinize bakarak sizi değerlendireceğim.
أَثَارَ هَذَا الْعَمَلُ صَدًى كَبِيرًا فِي الْمُجْتَمَعِ وَأَدَّى إِلَى مُنَاقَشَاتٍ.
Bu eylem, toplumda büyük bir yankı uyandırdı ve tartışmalara yol açtı.
نَظَّمَ الطُّلَّابُ مُظَاهَرَةً كَبِيرَةً لِلِاحْتِجَاجِ عَلَى السِّيَاسَاتِ التَّعْلِيمِيَّةِ.
Öğrenciler, eğitim politikalarını protesto etmek için büyük bir eylem düzenlediler.
تَظَاهُرَة، فَعْلَة