eylemde bulunmak

يَجِبُ عَلَى الْحُكُومَةِ الْقِيَامُ بِفِعْلٍ لِحَلِّ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.

Hükümet, ekonomik krizi çözmek için eylemde bulunmak zorunda.

مِنَ الضَّرُورِيِّ اتِّخَاذُ إِجْرَاءٍ فَوْرِيٍّ لِحَلِّ الْمُشْكِلَةِ.

Sorunu çözmek için hemen eylemde bulunmak gerekiyor.

تَحَرَّكَتِ الشُّرْطَةُ بِسُرْعَةٍ لِلْقَبْضِ عَلَى الْمُجْرِمِينَ.

Polis, suçluları yakalamak için hızla eylemde bulundu.

İlişkili Kelimeler