füsun

سِحْر — أَسْحَار

سِحْرُ الطَّبِيعَةِ لَطَالَمَا فَتَنَ النَّاسَ، وَخَاصَّةً فِي أَشْهُرِ الرَّبِيعِ.

Doğanın füsunu, insanları her zaman büyülemiştir, özellikle ilkbahar aylarında.

جَاذِبِيَّةُ ذَلِكَ الْمُغَنِّي تَجْذِبُ الْمُسْتَمِعِينَ إِلَيْهِ، وَهَذَا مُثِيرٌ لِلْإِعْجَابِ لِلْغَايَةِ.

O şarkıcının füsunu, dinleyicileri kendine çekiyor, bu çok etkileyici.