fırlatılmak

يَتِمُّ تَجْهِيزُ الصَّارُوخِ لِيُطْلَقَ إِلَى الْفَضَاءِ.

Roket uzaya fırlatılmak üzere hazırlanıyor.

رُمِيَ الْحَجَرُ فِي الْبَحْرِ.

Taş denize fırlatıldı.

قُذِفَتِ الْقُنْبُلَةُ فِي وَسَطِ الْحَشْدِ.

Bomba kalabalığın içine fırlatıldı.

İlişkili Kelimeler