fırsat

فُرْصَة — فُرَص

قَدْ تَكُونُ هَذِهِ الْوَظِيفَةُ فُرْصَةً عَظِيمَةً فِي مَسِيرَتِي الْمِهْنِيَّةِ.

Bu iş, kariyerimde büyük bir fırsat olabilir.

تُوجَدُ دَائِمًا سَانِحَةٌ لِبِدَايَةٍ جَدِيدَةٍ فِي الْحَيَاةِ.

Hayatta her zaman yeni bir başlangıç için bir fırsat vardır.

هَذِهِ مُنَاسَبَةٌ رَائِعَةٌ لِلِاجْتِمَاعِ مَعَ عَائِلَتِنَا.

Bu, ailemizle bir araya gelmek için harika bir fırsat.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler