fırsatçı

يُحَاوِلُ الْأَشْخَاصُ الِانْتِهَازِيُّونَ الِاسْتِفَادَةَ مِنَ الْمَوَاقِفِ الصَّعْبَةِ لِلْآخَرِينَ.

Fırsatçı insanlar, başkalarının zor durumlarından faydalanmaya çalışırlar.

إِنَّهُ سِيَاسِيٌّ اسْتِغْلَالِيٌّ لِلْغَايَةِ وَيُفَكِّرُ دَائِمًا فِي مَصْلَحَتِهِ الْخَاصَّةِ.

O, çok fırsatçı bir politikacı ve her zaman kendi çıkarını düşünüyor.

İlişkili Kelimeler