كَانَ الْأَطْفَالُ يَرْكُضُونَ فِي الْحَدِيقَةِ كَالرِّيحِ، كَانُوا مُفْعَمِينَ بِالطَّاقَةِ.
Çocuklar bahçede fırtına gibi koşuşturuyorlardı, çok enerjiklerdi.
كَانَ الْأَطْفَالُ يَرْكُضُونَ فِي الْحَدِيقَةِ كَالرِّيحِ، كَانُوا مُفْعَمِينَ بِالطَّاقَةِ.
Çocuklar bahçede fırtına gibi koşuşturuyorlardı, çok enerjiklerdi.
السَّيَّارَةُ الْجَدِيدَةُ تَسِيرُ كَالْعَاصِفَةِ، لَدَيْهَا سُرْعَةٌ لَا تُصَدَّقُ.
Yeni araba fırtına gibi gidiyor, inanılmaz bir hıza sahip.