fıskiye

تَتَدَفَّقُ الْمِيَاهُ مِنَ الْفَسْقِيَّةِ فِي السَّاحَةِ الرَّئِيسِيَّةِ لِلْمَدِينَةِ.

Şehrin ana meydanındaki fıskiyeden sular akıyor.

كَانَتِ النَّافُورَةُ فِي مُنْتَصَفِ الْحَدِيقَةِ تَخْلُقُ تَأْثِيرًا مُنْعِشًا فِي أَيَّامِ الصَّيْفِ الْحَارَّةِ.

Parkın ortasındaki fıskiye, sıcak yaz günlerinde serinletici bir etki yaratıyordu.

كَانَتِ الرَّشَّاشَةُ فِي الْحَدِيقَةِ تُسْتَخْدَمُ لِرَيِّ الزُّهُورِ.

Bahçedeki fıskiye, çiçekleri sulamak için kullanılıyordu.

İlişkili Kelimeler