fasih

إِنَّهُ يَتَحَدَّثُ بِفَصَاحَةٍ شَدِيدَةٍ، وَالْجَمِيعُ يَفْهَمُونَهُ.

O, çok fasih bir şekilde konuşuyor, herkes onu anlıyor.

هَذَا الْكِتَابُ مَكْتُوبٌ بِأُسْلُوبٍ بَلِيغٍ، وَيُؤَثِّرُ فِي الْقَارِئِ.

Fasih bir üslupla yazılmış bu kitap, okuyucuyu etkiliyor.

شَرَحَ الْمَوْضُوعَ بِأُسْلُوبٍ وَاضِحٍ، وَالْجَمِيعُ فَهِمُوا.

Fasih bir anlatımla konuyu açıkladı, herkes anladı.

Eşdizimler