كَانَتْ فَاضِلَةُ امْرَأَةً تُحَاوِلُ مُسَاعَدَةَ الْجَمِيعِ.
Fazıla bir kadındı, herkese yardım etmeye çalışırdı.
كَانَتْ فَاضِلَةُ امْرَأَةً تُحَاوِلُ مُسَاعَدَةَ الْجَمِيعِ.
Fazıla bir kadındı, herkese yardım etmeye çalışırdı.
كَانَتِ السَّيِّدَةُ فَاضِلَةُ شَخْصًا يَحْظَى بِالِاحْتِرَامِ فِي الْمُجْتَمَعِ.
Fazıla hanım, toplumda saygı duyulan bir kişiydi.