fazlasıyla

مَعِدَتِي تُؤْلِمُنِي الْآنَ لِأَنَّنِي أَكَلْتُ هَذِهِ الْحَلْوَى بِإِفْرَاطٍ.

Bu tatlıyı fazlasıyla yediğim için şimdi midem ağrıyor.

إِنَّهُ لَا يَسْتَطِيعُ تَخْصِيصَ وَقْتٍ كَافٍ لِعَائِلَتِهِ لِأَنَّهُ يُرَكِّزُ عَلَى عَمَلِهِ بِشَكْلٍ مُفْرِطٍ.

O, işine fazlasıyla odaklandığı için ailesine yeterince zaman ayıramıyor.

İlişkili Kelimeler