fena değil (veya sayılmaz)

الطَّعَامُ لَا بَأْسَ بِهِ، لَكِنْ كَانَ يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ أَلَذَّ، يَنْقُصُهُ الْقَلِيلُ مِنَ الْمِلْحِ.

Yemek fena değil, ama daha lezzetli olabilirdi, biraz tuz eksik.

الْفِيلْمُ جَيِّدٌ إِلَى حَدٍّ مَا، يُمْكِنُ مُشَاهَدَتُهُ، خَاصَّةً وَأَنَّ فَرِيقَ الْمُمَثِّلِينَ جَيِّدٌ جِدًّا.

Film fena değil, izlenebilir, özellikle oyuncu kadrosu çok iyi.