فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ صَانِعُو الْفَوَانِيسِ يَصْنَعُونَ الْفَوَانِيسَ لِإِضَاءَةِ الشَّوَارِعِ.
Eski zamanlarda fenerciler, sokakları aydınlatmak için fenerler yaparlardı.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ صَانِعُو الْفَوَانِيسِ يَصْنَعُونَ الْفَوَانِيسَ لِإِضَاءَةِ الشَّوَارِعِ.
Eski zamanlarda fenerciler, sokakları aydınlatmak için fenerler yaparlardı.
أَثْنَاءَ تَجَوُّلِي فِي السُّوقِ، رَأَيْتُ كُشْكًا لِبَائِعِ الْفَوَانِيسِ وَكَانَ يَبِيعُ فَوَانِيسَ جَمِيلَةً جِدًّا.
Çarşıda dolaşırken bir fenerci tezgahı gördüm ve çok güzel fenerler satıyordu.
يَتَأَكَّدُ حَارِسُ الْمَنَارَةِ مِنْ ضَوْءِ الْمَنَارَةِ كُلَّ لَيْلَةٍ لِضَمَانِ سَلَامَةِ الْبَحَّارَةِ.
Fenerci, denizcilerin güvenliği için her gece deniz fenerinin ışığını kontrol eder.