feragat etmek (veya göstermek)

دَعَمَ أَخَاهُ بِالتَّنَازُلِ عَنْ حَقِّهِ فِي الْمِيرَاثِ، لَقَدْ تَصَرَّفَ بِكَرَمٍ شَدِيدٍ.

Miras hakkından feragat ederek kardeşine destek oldu, çok cömert davrandı.

تَخَلَّتِ الشَّرِكَةُ عَنْ جُزْءٍ مِنْ أَرْبَاحِهَا لِزِيَادَةِ رَوَاتِبِ مُوَظَّفِيهَا، وَقَدْ حَظِيَ ذَلِكَ بِتَقْدِيرٍ كَبِيرٍ.

Şirket, kârından feragat ederek çalışanlarına zam yaptı, bu çok takdir edildi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler