ferahlamak

انْتَعَشْتُ كَثِيرًا بَعْدَ أَخْذِ حَمَّامٍ دَافِئٍ.

Sıcak bir duş aldıktan sonra çok ferahladım.

بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ، اسْتَرَحْتُ أَخِيرًا فِي الْمَنْزِلِ.

Uzun bir yolculuktan sonra nihayet evde ferahladım.

تَهَوَّيْتُ الْغُرْفَةَ فَانْشَرَحَ صَدْرِي.

Odayı havalandırınca içim ferahladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler