فِتْنَة — فِتَن
تَسَبَّبَ هَذَا الْحَدَثُ فِي فِتْنَةٍ كَبِيرَةٍ فِي الْمُجْتَمَعِ، وَتَخَاصَمَ النَّاسُ مَعَ بَعْضِهِمُ الْبَعْضِ.
Bu olay, toplumda büyük bir fesada neden oldu, insanlar birbirine düştü.
تَسَبَّبَ هَذَا الْحَدَثُ فِي فِتْنَةٍ كَبِيرَةٍ فِي الْمُجْتَمَعِ، وَتَخَاصَمَ النَّاسُ مَعَ بَعْضِهِمُ الْبَعْضِ.
Bu olay, toplumda büyük bir fesada neden oldu, insanlar birbirine düştü.
نَحْنُ بِحَاجَةٍ إِلَى التَّحَدُّثِ لِإِنْهَاءِ الشِّقَاقِ بَيْنَنَا.
Aramızdaki fesadı gidermek için konuşmaya ihtiyacımız var.
إِثَارَةُ الْفِتْنَةِ لَا تَفْعَلُ شَيْئًا سِوَى الْإِخْلَالِ بِسَلَامِ الْمُجْتَمَعِ.
Fesat çıkarmak, toplumun huzurunu bozmaktan başka bir işe yaramaz.
مَفْسَدَة، خبث الطَّوِيَّة، عَيْث