بَدَأَ إِلْغَاءُ الْعَقْدِ إِجْرَاءً قَانُونِيًّا جَدِيدًا بَيْنَ الطَّرَفَيْنِ.
Sözleşmenin feshi, taraflar arasında yeni bir hukuki süreci başlattı.
بَدَأَ إِلْغَاءُ الْعَقْدِ إِجْرَاءً قَانُونِيًّا جَدِيدًا بَيْنَ الطَّرَفَيْنِ.
Sözleşmenin feshi, taraflar arasında yeni bir hukuki süreci başlattı.
حَدَثَ فَسْخُ الشَّرِكَةِ نَتِيجَةً لِلْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Şirketin feshi, ekonomik krizin bir sonucu olarak gerçekleşti.
أَصْبَحَ إِنْهَاءُ الِاتِّفَاقِيَّةِ مُمْكِنًا بَعْدَ مُفَاوَضَاتٍ طَوِيلَةٍ.
Anlaşmanın feshi, uzun süren müzakerelerden sonra mümkün oldu.
نَقْض، اِنْتِقَاض