fettan
كَانَتْ تَرْتَدِي فُسْتَانًا جَذَّابًا، كَانَتْ كُلُّ الْأَنْظَارِ عَلَيْهَا.
Fettan bir elbise giymişti, tüm gözler üzerindeydi.
كَانَتْ تَسْحَرُ الجَمِيعَ بِنَظَرَاتِهَا الفَاتِنَةِ.
Fettan bakışlarıyla herkesi büyülüyordu.
كَانَتْ تَرْتَدِي فُسْتَانًا جَذَّابًا، كَانَتْ كُلُّ الْأَنْظَارِ عَلَيْهَا.
Fettan bir elbise giymişti, tüm gözler üzerindeydi.
كَانَتْ تَسْحَرُ الجَمِيعَ بِنَظَرَاتِهَا الفَاتِنَةِ.
Fettan bakışlarıyla herkesi büyülüyordu.