flörtleşmek

كَانَ الشَّبَابُ يَجْلِسُونَ فِي الْحَدِيقَةِ وَيَتَغَازَلُونَ مَعَ بَعْضِهِمُ الْبَعْضِ، وَبَدَا عَلَيْهِمُ السَّعَادَةُ.

Gençler parkta oturup birbirleriyle flörtleşiyorlardı, çok mutlu görünüyorlardı.

تَوَدَّدَ إِلَى الْفَتَاةِ الَّتِي الْتَقَى بِهَا فِي الْحَفْلَةِ طِوَالَ اللَّيْلِ، وَتَمَكَّنَ مِنَ الْحُصُولِ عَلَى رَقْمِهَا.

Partide tanıştığı kızla bütün gece flörtleşti, numarasını almayı başardı.

يَتَغَزَّلُ النَّاسُ أَحْيَانًا لِمُجَرَّدِ الِاسْتِمْتَاعِ، وَلَا يُفَكِّرُونَ فِي عَلَاقَةٍ جِدِّيَّةٍ.

İnsanlar bazen sadece eğlenmek için flörtleşirler, ciddi bir ilişki düşünmezler.

İlişkili Kelimeler