fondan

كَانَ الْفُونْدَانُ عَلَى الْكَعْكَةِ حُلْوًا جِدًّا، لِذَلِكَ لَمْ أَسْتَطِعْ أَكْلَ سِوَى شَرِيحَةٍ صَغِيرَةٍ.

Pastanın üzerindeki fondan çok tatlıydı, bu yüzden sadece küçük bir dilim yiyebildim.

أَحَبَّ الْأَطْفَالُ حَلْوَى الْفُونْدَان فِي حَفْلَةِ عِيدِ الْمِيلَادِ.

Çocuklar doğum günü partisinde fondan şekerlemelere bayıldılar.

اسْتَخْدَمَ خَبِيرُ صِنَاعَةِ الْكَعْكِ سُكَّرَ الْفُونْدَان الْمُلَوَّنَ لِتَزْيِينِ الْكَعْكَةِ.

Pasta ustası, pastayı süslemek için renkli fondan kullandı.

İlişkili Kelimeler