fosforlu

حَاوَلَ الصَّيَّادُ صَيْدَ السَّمَكِ بِاسْتِخْدَامِ طُعْمٍ فُسْفُورِيٍّ.

Balıkçı, fosforlu bir yem kullanarak balık tutmaya çalıştı.

السَّاعَاتُ الْمُضِيئَةُ تَجْعَلُ رُؤْيَةَ الْوَقْتِ فِي الظَّلَامِ أَسْهَلَ.

Fosforlu saatler karanlıkta saati görmeyi kolaylaştırır.

كَانَتِ الْمَلَابِسُ اللَّامِعَةُ فِي الْحَفْلَةِ مُلْفِتَةً لِلنَّظَرِ لِلْغَايَةِ.

Partideki fosforlu kıyafetler çok dikkat çekiciydi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler