franklık

كَانَ لَدَيَّ فَقَطْ وَرَقَةٌ نَقْدِيَّةٌ بِقِيمَةِ خَمْسَةِ فَرَنْكَاتٍ فِي جَيْبِي، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ أُنْفِقَ بِحَذَرٍ شَدِيدٍ.

Cebimde sadece beş franklık bir banknot vardı, bu yüzden çok dikkatli harcamalıyım.