frenleyici

Anlamlar

هذا الدواء له تأثير كابح على الآلام.

Bu ilaç, ağrıları frenleyici etkiye sahiptir.

أصبحت الأزمة الاقتصادية عاملا مثبطا للاستثمارات.

Ekonomik kriz, yatırımlar için frenleyici bir faktör oldu.

هذا القانون ذو طبيعة مانعة لحرية التعبير.

Bu yasa, ifade özgürlüğünü frenleyici nitelikte.

Eşdizimler