gölet

بِرْكَة — بِرَك

كَانَتْ هُنَاكَ بِرْكَةٌ صَغِيرَةٌ فِي وَسَطِ الْقَرْيَةِ وَكَانَ الْأَطْفَالُ يَسْبَحُونَ فِيهَا خِلَالَ فَصْلِ الصَّيْفِ.

Köyün ortasında küçük bir gölet vardı ve çocuklar yaz aylarında orada yüzerdi.

بُحَيْرَةٌ صَغِيرَةٌ — بحيرات صغيرة

وَجَدْنَا بُحَيْرَةً صَغِيرَةً مَخْفِيَّةً فِي أَعْمَاقِ الغَابَةِ وَكَانَ مَنْظَرُهَا جَمِيلاً لِلْغَايَةِ.

Ormanın derinliklerinde gizli bir gölet bulduk ve manzarası çok güzeldi.

İlişkili Kelimeler