görüntüsel

مُعْظَمُ الْأَعْمَالِ الْمَعْرُوضَةِ فِي هَذَا الْمَتْحَفِ هِيَ أَعْمَالٌ فَنِّيَّةٌ بَصَرِيَّةٌ، إِنَّهَا مُؤَثِّرَةٌ لِلْغَايَةِ.

Bu müzede sergilenen eserlerin çoğu görüntüsel sanat eserleridir, çok etkileyiciler.

هَذِهِ الْمَادَّةُ التَّعْلِيمِيَّةُ مَدْعُومَةٌ بِعَنَاصِرَ مَرْئِيَّةٍ، لِذَلِكَ مِنَ السَّهْلِ فَهْمُهَا.

Bu eğitim materyali, görüntüsel öğelerle desteklenmiş, bu yüzden daha kolay anlaşılıyor.

فِي هَذِهِ الرِّوَايَةِ، اللُّغَةُ الَّتِي يَسْتَخْدِمُهَا الْكَاتِبُ تَصْوِيرِيَّةٌ لِلْغَايَةِ، إِنَّهَا تَنْبِضُ بِالْحَيَاةِ فِي ذِهْنِ الْقَارِئِ.

Bu romanda, yazarın kullandığı dil çok görüntüsel, okuyucunun zihninde canlanıyor.