göz atmak

أَلْقَيْتُ نَظْرَةً سَرِيعَةً عَلَى الْكُتُبِ الْجَدِيدَةِ فِي الْمَكْتَبَةِ.

Kitapçıdaki yeni çıkan kitaplara şöyle bir göz attım.

خَصَّصْتُ بَعْضَ الْوَقْتِ لِتَصَفُّحِ الْجَرِيدَةِ.

Gazeteye göz atmak için biraz zaman ayırdım.

هَلْ يُمْكِنُكَ أَنْ تَتَفَقَّدَ الْمُسَوَّدَةَ بِسُرْعَةٍ قَبْلَ إِعْدَادِ التَّقْرِيرِ؟

Raporu hazırlamadan önce, taslağa bir göz atar mısın?

İlişkili Kelimeler