فِي نَظَرِهِ، مَا زِلْتُ طِفْلاً صَغِيرًا.
Onun gözünde ben hala küçük bir çocuğum.
فِي نَظَرِهِ، مَا زِلْتُ طِفْلاً صَغِيرًا.
Onun gözünde ben hala küçük bir çocuğum.
يَبْدُو هَذَا الْعَمَلُ سَهْلًا جِدًّا مِنْ وِجْهَةِ نَظَرِهِ.
Bu iş onun gözünde çok kolay görünüyor.
النَّجَاحُ بِالنِّسْبَةِ إِلَيْهِ يَعْنِي فَقَطْ كَسْبَ الْمَالِ.
Başarı onun gözünde sadece para kazanmak demek.