gözetleme

تَقُومُ الشُّرْطَةُ بِالمُرَاقَبَةِ حَوْلَ المَنْزِلِ المَشْبُوهِ.

Polis, şüpheli evin etrafında gözetleme yapıyor.

يَقُومُ الجُنُودُ بِدَوْرِيَّاتٍ لِتَرَصُّدِ تَحَرُّكَاتِ العَدُوِّ.

Askerler, düşmanın hareketlerini gözetlemek amacıyla devriye geziyor.

تُسْتَخْدَمُ طَائِرَاتُ الِاسْتِطْلَاعِ لِلْإِبْلَاغِ عَنِ الوَضْعِ فِي المِنْطَقَةِ.

Gözetleme uçakları, bölgedeki durumu rapor etmek için kullanılıyor.

İlişkili Kelimeler