güçlük

وَاجَهْنَا الْعَدِيدَ مِنَ الصُّعُوبَاتِ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ، لَكِنَّنَا تَغَلَّبْنَا عَلَيْهَا.

Bu projede birçok güçlükle karşılaştık ama üstesinden geldik.

بِسَبَبِ الأَزْمَةِ الاِقْتِصَادِيَّةِ، يُعَانِي الكَثِيرُ مِنَ النَّاسِ مِنْ عُسْرِ المَعِيشَةِ.

Ekonomik kriz nedeniyle birçok insan geçim güçlüğü çekiyor.

عَانَى الْمُتَسَلِّقُونَ مِنْ مَشَقَّةٍ كَبِيرَةٍ لِلْوُصُولِ إِلَى الْقِمَّةِ.

Dağcılar zirveye ulaşmak için büyük güçlükler yaşadılar.

Ayrıca: عَقَبَة

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler