güçsüz

كَانَ الرَّجُلُ العَجُوزُ ضَعِيفًا جِدًّا وَكَانَ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي المَشْيِ.

Yaşlı adam çok güçsüzdü ve yürümekte zorlanıyordu.

تَرَكَهُ الْمَرَضُ وَاهِنًا جِدًّا.

Hastalık onu çok güçsüz bıraktı.

فِي الزِّلْزَالِ، بَقِيَ الكَثِيرُ مِنَ النَّاسِ بِلَا مَأْوًى وَعَاجِزِينَ.

Depremde birçok insan evsiz ve güçsüz kaldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler