gücük

الْأَشْجَارُ قَصِيرَةُ الْقَامَةِ فِي الْحَدِيقَةِ تُعْطِي ثِمَارًا أَقَلَّ مُقَارَنَةً بِالْأَشْجَارِ الْأُخْرَى.

Bahçedeki gücük ağaçlar, diğerlerine göre daha az meyve veriyor.

يَبْدُو هَذَا الْحَيَوَانُ الضَّئِيلُ أَكْثَرَ جَاذِبِيَّةً مِنْ غَيْرِهِ.

Bu gücük hayvan, diğerlerinden daha sevimli duruyor.

كَانَ الْقِطُّ مَبْتُورُ الذَّيْلِ فِي الْمَزْرَعَةِ دَائِمًا مُبْتَهِجًا وَمَرِحًا.

Çiftlikteki gücük kedi, her zaman neşeli ve oyuncuydu.

İlişkili Kelimeler