أَغْصَانُ هَذِهِ الشَّجَرَةِ قَصِيرَةٌ جِدًّا.
Bu ağacın dalları çok güdük kalmış.
أَغْصَانُ هَذِهِ الشَّجَرَةِ قَصِيرَةٌ جِدًّا.
Bu ağacın dalları çok güdük kalmış.
ظَلَّ الْمَشْرُوعُ نَاقِصًا بِسَبَبِ نَقْصِ الْمَوَارِدِ.
Proje, kaynak yetersizliği nedeniyle güdük kaldı.
بُتِرَ ذَيْلُ القِطَّةِ نَتِيجَةَ حَادِثٍ.
Kedinin kuyruğu bir kaza sonucu güdük kalmış.