gülücük

كَانَتِ ابْتِسَامَةٌ صَغِيرَةٌ ظَهَرَتْ عَلَى وَجْهِهَا كَافِيَةً لِتَدْفِئَةِ قَلْبِي.

Yüzünde beliren küçük bir gülücük, içimi ısıtmaya yetti.

أَرْسَلَ الطِّفْلُ تَبْسَمَةً لَطِيفَةً لِأُمِّهِ.

Bebek, annesine tatlı bir gülücük gönderdi.

İlişkili Kelimeler