اِشْتَرَى أَبِي لِأُمِّي خَاتَمًا مِنَ الْفِضَّةِ فِي يَوْمِ عِيدِ مِيلَادِهَا.
Babam annemin doğum gününde ona gümüşten bir yüzük aldı.
اِشْتَرَى أَبِي لِأُمِّي خَاتَمًا مِنَ الْفِضَّةِ فِي يَوْمِ عِيدِ مِيلَادِهَا.
Babam annemin doğum gününde ona gümüşten bir yüzük aldı.
اشْتَرَتْ أُمِّي سَاعَةً فِضِّيَّةً مِنَ السُّوقِ لِأَنَّ أَبِي يُحِبُّ هَذَا اللَّوْنَ.
Babam bu rengi sevdiği için annem pazardan gümüş rengi bir saat aldı.
اشْتَرَى الرَّجُلُ قِلَادَةً مِنَ اللُّجَيْنِ لِزَوْجَتِهِ فِي عِيدِ مِيلَادِهَا.
Adam, doğum gününde eşine gümüş bir kolye aldı.