gün geçmek

أُدْرِكُ أَنَّنِي أَفْتَقِدُهُ أَكْثَرَ مَعَ مُرُورِ الْأَيَّامِ.

Günler geçtikçe onu daha çok özlediğimi fark ediyorum.

مَعَ انْقِضَاءِ الْوَقْتِ، يُصْبِحُ الْمَشْرُوعُ أَكْثَرَ تَعْقِيداً.

Günler geçtikçe proje daha da karmaşık hale geliyor.

تَعَرَّضَ لِضَرْبَةِ شَمْسٍ عِنْدَمَا بَقِيَ فِي الْحَرَارَةِ الشَّدِيدَةِ بِدُونِ قُبَّعَةٍ، رَأْسُهُ يُؤْلِمُهُ.

Çok sıcakta şapkasız kalınca gün geçti, başı ağrıyor.

İlişkili Kelimeler