أَوَدُّ أَنْ أَطْرَحَ قَضِيَّةَ التَّلَوُّثِ البِيئِيِّ مَرَّةً أُخْرَى فِي الاجْتِمَاعِ.
Toplantıda, çevre kirliliği sorununu tekrar gündeme getirmek istiyorum.
أَوَدُّ أَنْ أَطْرَحَ قَضِيَّةَ التَّلَوُّثِ البِيئِيِّ مَرَّةً أُخْرَى فِي الاجْتِمَاعِ.
Toplantıda, çevre kirliliği sorununu tekrar gündeme getirmek istiyorum.
أَثَارَ الصَّحَفِيُّ ادِّعَاءَاتِ الفَسَادِ، مِمَّا أَدَّى إِلَى جَدَلٍ كَبِيرٍ.
Gazeteci, yolsuzluk iddialarını gündeme getirerek büyük bir tartışma başlattı.
يُسَلِّطُ هَذَا الفِيلْمُ الوَثَائِقِيُّ الضَّوْءَ عَلَى آثَارِ تَغَيُّرِ المُنَاخِ.
Bu belgesel, iklim değişikliğinin etkilerini gündeme getiriyor.
Ayrıca: إِبْرَازُ قَضِيَّةٍ، إِحْيَاءُ مَوْضُوعٍ، إِثَارَةُ قَضِيَّةٍ