gür

كَانَتْ هُنَاكَ أَشْجَارٌ كَثِيفَةٌ جِدًّا فِي الْغَابَةِ وَلَمْ يَتَمَكَّنْ ضَوْءُ الشَّمْسِ مِنَ الْوُصُولِ إِلَى الْأَرْضِ.

Ormanda çok gür ağaçlar vardı ve güneş ışığı yere ulaşamıyordu.

امْتَلَأَتِ السُّدُودُ لِأَنَّ الْأَمْطَارَ كَانَتْ غَزِيرَةً جِدًّا هَذَا الْعَامَ.

Bu sene yağmurlar çok gür olduğu için barajlar doldu.

لِلْمُغَنِّي صَوْتٌ جَهْوَرِيٌّ يَمْلَأُ الْقَاعَةَ.

Şarkıcının salonu dolduran gür bir sesi var.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler