gürültülü

كَانَ مِنَ الْمُسْتَحِيلِ تَقْرِيبًا التَّحَدُّثُ فِي حَفْلَةٍ صَاخِبَةٍ.

Gürültülü bir partide konuşmak neredeyse imkansızdı.

كانَ السّوقُ ضاجًّا بِالباعَةِ المُتَجَوِّلينَ وَالزَّبائِنِ المُتَساوِمينَ في فَتْرَةِ الظَّهيرَةِ.

Öğle vakti pazar, seyyar satıcılar ve pazarlık yapan müşterilerle gürültülüydü.

الْعَمَلُ فِي بِيئَةٍ ضَجِيجِيَّةٍ يُعِيقُ التَّرْكِيزَ.

Gürültülü bir ortamda çalışmak konsantrasyonu bozuyor.

Ayrıca: مُزْعِج

İlişkili Kelimeler