أَنْشَأَتِ الشَّرِكَةُ صُنْدُوقَ تَقَاعُدٍ لِتَأْمِينِ مُسْتَقْبَلِ مُوَظَّفِيهَا.
Şirket, çalışanlarının geleceğini güvencelemek için emeklilik fonu oluşturdu.
أَنْشَأَتِ الشَّرِكَةُ صُنْدُوقَ تَقَاعُدٍ لِتَأْمِينِ مُسْتَقْبَلِ مُوَظَّفِيهَا.
Şirket, çalışanlarının geleceğini güvencelemek için emeklilik fonu oluşturdu.
صَدَرَ الْقَانُونُ الْجَدِيدُ بِهَدَفِ ضَمَانِ حُقُوقِ الْمُوَاطِنِينَ.
Yeni yasa, vatandaşların haklarını güvencelemek amacıyla çıkarıldı.
تَمَّ تَوْقِيعُ هَذِهِ الِاتِّفَاقِيَّةِ لِتَأْكِيدِ السَّلَامِ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ.
Bu anlaşma, iki ülke arasındaki barışı güvencelemek için imzalandı.