güzelleme

كَتَبَ الشَّاعِرُ فِي قَصِيدَتِهِ الْجَدِيدَةِ تَمْجِيدًا لِجَمَالِ الطَّبِيعَةِ.

Şair, yeni şiirinde doğanın güzelliğine bir güzelleme yazdı.

أَنْشَأَ الشَّاعِرُ مَدْحًا لِعِشْقِهِ.

Ozan, aşkına bir güzelleme düzdü.

عَادَةً مَا يُقَدِّمُ شُعَرَاءُ الْفُلْكْلُورِ أَعْمَالًا فِي نَوْعِ الْقَصِيدَةِ الْغَزَلِيَّةِ.

Halk ozanları genellikle güzelleme türünde eserler verirler.

İlişkili Kelimeler