gırtlak

كَانَتْ حَنْجَرَةُ الْمُغَنِّي تُؤْلِمُهُ، لِذَلِكَ اضْطُرَّ إِلَى تَأْجِيلِ الْحَفْلِ.

Şarkıcının gırtlağı ağrıyordu, bu yüzden konseri ertelemek zorunda kaldı.

بُلْعُوم — بَلَاعِيم

فَحَصَ الطَّبِيبُ بُلْعُومَ المَرِيضِ بَحْثًا عَنْ أَيِّ عَلَامَاتٍ لِلْعَدْوَى.

Doktor, hastanın gırtlağını muayene ederek herhangi bir enfeksiyon belirtisi aradı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler