أُغْمِيَ عَلَى الْمَرْأَةِ عِنْدَمَا وَقَفَتْ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ فِي الزِّحَامِ.
Kalabalıkta uzun süre ayakta kalınca kadın gaşyoldu.
أُغْمِيَ عَلَى الْمَرْأَةِ عِنْدَمَا وَقَفَتْ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ فِي الزِّحَامِ.
Kalabalıkta uzun süre ayakta kalınca kadın gaşyoldu.
غُشِيَ عَلَى الطِّفْلِ بِسَبَبِ الْحَرِّ الشَّدِيدِ وَسَقَطَ عَلَى الْأَرْضِ.
Aşırı sıcaktan dolayı çocuk gaşyoldu ve yere yığıldı.