كَانَتْ عَيْنَاهُ الحَزِينَتَانِ تَعْكِسَانِ الحُزْنَ العَمِيقَ الَّذِي بِدَاخِلِهِ.
Onun gamlı gözleri, içindeki derin üzüntüyü yansıtıyordu.
كَانَتْ عَيْنَاهُ الحَزِينَتَانِ تَعْكِسَانِ الحُزْنَ العَمِيقَ الَّذِي بِدَاخِلِهِ.
Onun gamlı gözleri, içindeki derin üzüntüyü yansıtıyordu.
تَبْدُو قَلِقًا جِدًّا فِي الْآوِنَةِ الْأَخِيرَةِ، هَلْ هُنَاكَ مُشْكِلَةٌ مَا؟
Son zamanlarda çok gamlı görünüyorsun, bir sorun mu var?
مُغْتَمّ