هَذَا الْوَضْعُ يُثِيرُ الْغَرَابَةَ، لَمْ أَرَ شَيْئًا كَهَذَا مِنْ قَبْلُ.
Bu durum garibe kaçıyor, daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.
هَذَا الْوَضْعُ يُثِيرُ الْغَرَابَةَ، لَمْ أَرَ شَيْئًا كَهَذَا مِنْ قَبْلُ.
Bu durum garibe kaçıyor, daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.
أَثَارَ عَجَبِي اسْتِسْلَامُهُ بِهَذِهِ السُّرْعَةِ.
Onun bu kadar çabuk pes etmesi garibe geldi bana.
تَسَبَّبَتْ كَلِمَاتُكَ فِي دَهْشَةٍ لَدَى الْجَمِيعِ.
Söylediklerin herkeste bir garibe neden oldu.